Hani “Hector’un Öcü” Vardı Ya

Mondros Ateşkes Antlaşması neden Agamemnon zırhlısında imzalandı? Çanakkale, Troia ve Anadolu hafızası aynı güvertede buluşuyor.

Agamemnon neden Çanakkale’deydi?

I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Troia Savaşı’ndan binlerce yıl sonra bir büyük savaşa daha sahne oldu. İtilaf Devletleri’nin birleşik filosu boğazı geçmeye çalışırken, Akha ordusunun komutanının adını taşıyan Agamemnon da filonun büyük zırhlılarından biriydi.

18 Mart günü, Queen Elizabeth gibi dönemin modern gemilerinin de bulunduğu 18 zırhlıdaki 316 büyük topa karşı savunmada 73 top vardı. Bir de dünya tarihine geçen Nusret mayın gemisi. Bazı anlatılara göre kullanılan mayınlar daha önce Ruslar tarafından boğaza bırakılmış, askerler tarafından toplanmıştı. O dosyayı başka bir bölüme saklayalım.

Çanakkale’den Mondros’a aynı gemi

Seyit Onbaşı’nın, vinci bozulan topa 215 kiloluk mermiyi taşıdığı günün sonunda Irresistible, Ocean ve Bouvet batırılmış; Inflexible, Gaulois ve Suffren ağır yara almıştı. Agamemnon da isabetli atışların ardından saf dışı kaldı.

İtilaf güçleri Agamemnon’un yaralarını 30 Ekim 1918’de Limni Adası’ndaki Mondros Limanı’nda onarmaya çalışacaktı. Osmanlı Devleti ile imzalanan Mondros Mütarekesi’nin aynı zırhlıda yapılması bu yüzden yalnızca teknik bir mekân seçimi gibi görünmüyor.

Troia’dan Anadolu hafızasına

Bizans soyluları köklerini Troia krallığına dayandırıyordu. İstanbul’un fethi sırasında kentte bulunan Kardinal Isidore’un Fatih Sultan Mehmet’e “Troyalıların Prensi” diye hitap ettiği aktarılır.

Mustafa Kemal de Birinci Dünya Savaşı öncesinde Büyük İskender’in rotasını takip ederek Troia’ya gelmiş, ardından Çanakkale Savaşı’nı yakından yaşamıştı. Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesinin son safhası, bu tarihsel göndermeyi yeniden sahneye çıkardı.

“Şimdi Hector’un öcünü aldım”

Melih Cevdet Anday’ın, Sabahattin Eyüboğlu’nu kaynak gösterdiği bir anlatıda; 30 Ağustos sabahı savaşın son durumunu gösteren haritaya bakan Başkomutan Mustafa Kemal’in ayağa kalkıp “Şimdi Hector’un öcünü aldım” dediği aktarılır.

Bu açıdan 30 Ağustos, Troia Savaşı’nın Anadolu hafızasındaki yankılarından biridir. Malazgirt Meydan Muharebesi ile aynı gün, 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz; binlerce yıllık bir hikâyeye yeni bir son yazmıştır.