Geleceği değiştirmek yetmez
İnternet sansürlenmesin diye mücadele edenler var. Bu mücadele gelecekte güç dengesi değiştiğinde işe yarayabilir; fakat bugüne kadar işlenen suçların ve kaybedilen gerçeklerin geri dönmesini garanti etmez.
Çocuklarımızın bu ülkede geçmişte neler olduğunu bilmemesine izin mi vereceğiz? Tarihin güç sahipleri tarafından yeniden yazılmasını kabul edecek miyiz? Bu bedel kabul edilebilir değil.
Alternatif medya düzeni
“Ama ne yapabiliriz?” sorusu, erişimi ve medyayı elinde tutan güç karşısında doğal geliyor. Yine de insanlar içgüdüsel olarak bir şey yapıyor: Gerçekleri açıklıyor ve karanlıktan beslenen düzene karşı görünürlük yaratıyor.
Subcomandante Marcos, medya düzenini yalnızca yıkmak yerine alternatif bir medya düzeni kurmayı öneriyordu. Gerçeğe erişimi olan bireyin ayrıcalığı, aynı zamanda onu paylaşma sorumluluğudur.
Paylaşmak ahlaki bir borçtur
Sosyal medya öncesinde gerçek paylaşımı çoğu zaman karanlıkta ilerliyor; hırsızlık, korsanlık veya ifşa diye adlandırılıyordu. Sanki bir bilgi hazinesini paylaşmak, bir gemiyi yağmalamakla ahlaken aynı şeymiş gibi.
Oysa gerçeği saklamak güç biriktirmenin aracıdır. Bilgiyi çoğaltmak ve erişilebilir kılmak, adaletsiz bir düzende yalnızca teknik bir işlem değil, ahlaki bir sorumluluktur.
Kopyala, paylaş, koru
Bir gerçekle karşılaştığımızda onun kopyalarını çıkarmalı ve paylaşmalıyız. Bir içerik dijital arşivlerden silinebilir; kamusal bilinçten silinmesi çok daha zor olmalıdır.
Yeterince çok kişi bunu yaptığında yalnızca gerçeğin gaspına karşı mesaj vermeyiz. Aynı zamanda bu kötülüğü tarihe gömecek ortak bir hafıza kurarız.