
Okuldan Firar Eden Kedi
Bir sınıf şakası, üçüncü kat ve okuldan kaçan bir kedi. Ankara’daki öğrencilik günlerinden hikâyeyi oku.
Amerika’dan dönüp şaka furyasına katıldım.
Amerika’dan yeni dönmüştüm. Orta sona gidiyordum. Ayrıldığım sınıfa bir efsane gibi geri dönmüş, hormonların fokurdadığı zor bir döneme girmiştim.
O yıl okulda bir şaka furyası başlattık. Çantaları ipe bağlayıp camdan atıyor, ipin ucunu sınıfa sabitliyorduk. Çanta sahibi camı açtığı anda düzenek devreye giriyor ve kendi çantasını kaderine terk ediyordu.
Kadroya bakınca bu işten hayır gelmeyeceği zaten belliydi.

Öğretmenlerle protokolümüz: otur, kalk.
Öğretmenlere sıkıntı veren şakalarımız modaydı. Galiba onlarla iletişim kurmaya çalışıyorduk; hayatımın her evresinde olduğu gibi o dönemde de insanlarla iletişim bozukluğu vardı.
Tek iletişimimiz onların “otur, kalk” emirleriydi. Biz de emirlere uyup oturuyor, kalkıyorduk. Kanaat notu ön düğmeleri ilikleme hızına ve bu performansa göre veriliyordu.
Bizim yaygın inanışımız ise öğretmenlerin düşman olduğuydu. Kediye gelemedim, biliyorum. Sabır lütfen.
BÜYÜKLERE SAYGI OLMADAN HER ŞEY BOŞTU. İLETİŞİM DÂHİL.

Muhabbet dersi bile sessizlikle biterdi.
Bizimle arkadaşlık kurmak isteyen öğretmenleri araya sızan ajanlar gibi görüyorduk. Onlar da otur-kalk sisteminin mağdurlarıydı; sağlıklı iletişim kurmaya çalışırken daha da zorlanıyorlardı.
“Arkadaşlar, hep ders hep ders olmuyor. Biraz muhabbet edelim… Deniz kalk, bize bir şiir oku.” İlk on dakika cılız bir sohbet olur, sonra ders sonuna kadar sessizlik içinde otururduk.

Sonra çekmece miyavladı.
İletişim çabalarımızın bir meyvesi olarak öğretmen masasının çekmecesine kedi koyduk. Öğretmen miyavlamaları duyup çekmeceyi açınca kedi fırladı, kafasına bastı ve dolabın tepesine çıktı.
Ardından açık pencereden dışarı atladı. Bütün sınıftan tek bir ses yükseldi. Sıkıntı, sınıfın üçüncü katta olmasıydı. Okul o gün hafızamızda daha trajik, daha karanlık bir yere dönüştü.
Dipnot: Kedilerle bir sorunum yok; aksine büyük bir kedi insanıyım. Çocukken yaptıklarımız için ciddi bir vicdan azabı taşıyorum. Kamuoyuna duyurulur.
